İçeriğe geç
Kırklareli Bakış

Gündelik meraklara farklı bir pencere

Sağlıklı Yaşam 4 dk okuma

Kışın Yerleşen Hareketsizlikten Nasıl Çıkılır

Soğuk aylarda hareket miktarı farkına varılmadan yarıya iner. Eşiği düşürerek kışın durgunluğundan çıkmanın pratik yolları.

Yazar: Berrin Yalçın

Soğuk aylar insanın hareket alanını sessizce daraltır. Dışarı çıkmak zahmetli görünür, akşam erken kararır, evdeki koltuk her zamankinden çekici hâle gelir. Birkaç hafta içinde günlük hareket miktarı farkına varılmadan yarıya iner. Kimse buna karar vermez; hava, saat ve alışkanlıklar birlikte karar verir. Sonra bahar geldiğinde insan kendini tutuk, ağır ve isteksiz hisseder ve bunu yaşa ya da yorgunluğa bağlar. Oysa arada geçen o durgun dönem, tablonun büyük bölümünü açıklar.

Hareketsizlik nasıl yerleşir

Hareketsizlik tek bir günde kurulmaz. Önce hafta sonu planları iptal olur, sonra kısa mesafeler için araç kullanmaya başlanır, ardından akşam yürüyüşleri "havalar düzelince" ertelenir. Her adım kendi başına makuldür. Toplamı ise ciddi bir değişimdir. Beden de bu yeni düzene uyum sağlar: daha az hareket eden bir vücut, daha az hareket etmeye kendini alıştırır ve bir süre sonra aynı işler daha zor gelmeye başlar.

Bu döngünün en can sıkıcı yanı, kendini haklı çıkarmasıdır. Az hareket eden kişi çabuk yorulur, çabuk yorulduğu için daha az hareket eder. Kırılma noktası genellikle iradeyle değil, eşiği düşürmekle bulunur.

Eşiği düşürmek

Uzun bir aradan sonra hareketi geri kazanmanın en yaygın hatası, büyük bir başlangıç planlamaktır. Aylardır durgun geçen bir dönemin ardından iddialı bir program kurmak, birkaç gün içinde vazgeçmeyle sonuçlanır. Çünkü sorun kapasite değil, süreklilik alışkanlığının kaybolmuş olmasıdır.

Daha işe yarayan yol, bir günde başarısız olması neredeyse imkânsız bir hedef koymaktır. Gün içinde bir kez ayağa kalkıp evin içinde birkaç tur atmak, alışverişi bir sokak öteden yapmak, telefonla konuşurken oturmak yerine ayakta durmak gibi. Bu küçük hareketlerin amacı forma girmek değil, hareketi tekrar gündelik hayatın parçası hâline getirmektir. Zemin oturduğunda üzerine bir şey inşa etmek çok daha kolaydır.

Kış koşullarıyla barışmak

Kışın hareketsizliğe düşmenin bir sebebi de dışarıyı tek seçenek gibi görmektir. Hava soğuksa ya da erken karardıysa plan çöker. Oysa iç mekânda da hareket alanı vardır. Ev işlerini daha tempolu yapmak, müzik açıp birkaç şarkı boyunca oyalanmak, alışveriş merkezinin koridorlarında dolaşmak, kapalı bir mekânda buluşmayı bir yürüyüşe çevirmek gibi seçenekler kışın kapıyı tümüyle kapatmasını önler.

Dışarısı da göründüğü kadar imkânsız değildir. Katmanlı giyinmek, rüzgârı kesen bir dış katman, kulakları ve elleri koruyan basit aksesuarlar soğuk havayı dayanılır kılar. Çoğu insan dışarı çıktıktan beş dakika sonra üşümediğini fark eder; zor olan kısım kapıdan çıkmaktır, dışarıda kalmak değil.

Sosyal bağın rolü

Kışın hareketten uzaklaşmanın az konuşulan bir yönü, sosyal hayatın da daralmasıdır. İnsanlar birbirini daha az görür, buluşmalar oturarak yapılan aktivitelere kayar. Oysa hareketin en sürdürülebilir biçimi başkasıyla paylaşılanıdır. Birlikte yürünen bir yol, belirlenmiş bir buluşma saati, "bugün gelmeyeceğim" demenin zorlaştığı bir düzen, bireysel kararlardan çok daha güçlü tutar.

Aynı şekilde günü sabitlemek de işe yarar. Hareketin belirli bir saate bağlanması, onu her gün yeniden karar verilecek bir konu olmaktan çıkarır. Karar sayısı azaldıkça direnç de azalır.

Beklentiyi doğru yere koymak

Durgun bir dönemden çıkarken hızlı değişim beklemek hayal kırıklığı üretir. İlk fark edilen şey genellikle fiziksel bir görünüm değişikliği olmaz; gün içindeki tutukluğun azalması, merdivende daha az zorlanmak, akşam saatlerinde daha az ağırlık hissetmek gibi sessiz iyileşmeler olur. Bunlar küçük görünür ama devam etmek için yeterli yakıttır.

Bir başka gerçekçi beklenti de kesintilerle ilgilidir. Kış aylarında hastalık dönemleri, yoğun iş haftaları ya da kötü hava koşulları düzeni mutlaka bir noktada bozar. Burada belirleyici olan, kesintinin yaşanıp yaşanmaması değil, ne kadar sürdüğüdür. Birkaç gün ara verip kaldığı yerden devam eden biriyle, aynı arayı "artık olmadı" diye yorumlayıp bırakan biri arasındaki fark, iradeden çok bakış açısından kaynaklanır.

Kendini ölçme biçimi de önemlidir. Adım sayısı, süre ya da mesafe gibi rakamlar bazı insanları motive ederken bazılarını baskı altına sokar. Rakamlar isteği azaltıyorsa bırakılabilir; günün sonunda "bugün hareket ettim mi" sorusuna verilen dürüst cevap çoğu ölçüm aracından daha işlevseldir.

Sağlık durumu, süregelen bir rahatsızlık ya da düzenli kullanılan ilaçlar söz konusuysa yeni bir düzene geçmeden önce bir sağlık profesyoneliyle konuşmak yerinde olur. Bunun dışında kışın bıraktığı durgunluktan çıkmak, büyük kararlar değil, ısrarla tekrarlanan küçük hamleler meselesidir.